Tarak Ne Zaman İcat Edildi

Merak ediyor musunuz tarak ne zaman icat edildi?

İnsanoğlunun saçını başını düzeltip, etrafa gü­zel görünme arzusundan doğan bu icadın günü­müze kadar gelmesi, insanların bu hevesinden bir an bile vazgeçmediklerinin bir göstergesidir.

İcadı çok eski zamanlara kadar uzanan tarak, o zamanlar nerdeyse yeme içmeden sonra gelen bir ihtiyaçtı. Öyle ki insanlık ilk zamanlar kemik, taş ve ağaçtan taraklar yapmış, saçlarını tarayarak or­tadan ikiye ayırmış, sonra da yakışıp yakışmadığını görmek için aynanın icat olmasını beklemişlerdir.

Araştırmalar ilk tarakların sileks ve obsidiyen taşlarından yapıldığını ortaya koymaktadır. İnsan­lar nehir kenarlarına giderek, saçlarını bunlarla dü­zeltiyorlar ve suyun aksine bakarak kendilerini çok güzel veya yakışıklı buluyorlardı. Sonra kemik ve ağaçtan taraklarla çeşit yaptılar. Yapılan kazılarda o günlerden kalan kemik taraklara rastlansa da ahşap olanlarının güveler tarafından icabına bakıldığı için anca tozlarına rastlanmıştır.

İnsanların tarih boyunca ihtiyaç duyduğu kişisel gereksinimleri arasında ön sıraları çeken tarakların zamanla birçok çeşidi yapılmış ve herkes kafasına göre takılmıştır.

Eski Mısırlıların başı kel mi? Onlar da üzerleri­ne mitolojik kahramanların işlendiği taraklar yap­mışlardır.

Bugün etnografya müzelerinde sergilenen Os­manlı döneminden kalma taraklar içerisinde bir şimşir tarak çeşidi vardır ki herkesin bildiği “kel başa şimşir tarak” deyimine neden olmuştur. O dö­nemler tarak yapımında en sık kullanılan malzeme ağaçtı ve bu ağaçlar içerisinde en sağlam ve daya­nıklı olanı ise şimşir ağacıydı. Zaman içinde, sağlam bir tarağın keller üzerinden yapılan ironisi, kel ar­kadaşların şimşir tarağa karşı hepten bir gıcık kap­masına neden olmuştur.

Trenin İcadı ve Gelişimi Kısaca

Trenin icadı ve gelişimi, tren ne zaman bulundu kısaca bilgi

Bir iddia üzerine başlayan trenin tarihçesi 1800 yılma denk gelir.

Dünyada ilk kez İngiltere’de çufçuflanan tre­nin serüveni, Richard Trevithick isminde bir mü­hendisle, maden işleten birinin arasındaki iddia­laşmayla başlamıştır. İddiacı mühendis Trevithick, on ton ağırlığındaki demir yükü, kendi yapmış ol­duğu buharlı makineyle Pennydarran’dan Cardiff’e kadar raylı bir yol aracılığıyla bir damla ter dökme­den taşıyabileceğini iddia ediyor, maden işletmeci­si kişi ise “Yapamaz ki, yapamaz kiii…” falan diyor­du. Bu işi kafaya takan azimli mühendis, 1804 tari­hinde “Tram-Waggon” adını verdiği buharlı aracıy­la iddia ettiği ağırlığı hedefine tam beş saatte ulaş­tırdı. Mühendisin başı göğe ermiş, madenci de iddi­ayı kaybetmişti.

Fakat sonra n’olduysa oldu, Trevithick’in ara­cına nazar deydi ve bu ilk treni bir türlü geliştirilemeyip yarı yolda kaldı. Sonu getirilemedi

ği için za­manla bu olay es geçilip, ilk trenin bulunuşu George Stephenson adlı bir İngilize mal edildi. Stephenson, devraldığı bu ilk tren modelini geliştirip, peron, lokomotif ve vagon tasarımları çizmiş, dur­duğu yerde beş dakika durmamıştır. Stephenson, o günlerdeki gelişimin simgesi haline gelen buhar­lı lokomotifiyle 1825 tarihinde yolcu ve yük taşıya­rak dünyanın ilk demiryolu taşımacığını gerçekleş­tirmiştir. Bu başarı Stephenson’un hızını kesmemiş, ilk taşıma olayından beş yıl sonra “Rocket” adı­nı verdiği ve saatte yirmi dört kilometre hızla gide­bilen lokomotif modeliyle, o zamanlar büyük ticari önem taşıyan Liverpool- Manchester hattındaki ya­rışmada birinci gelmiştir.

O vakitler yirmi dört kilometre hızla yarışma­yı kazandıran tren, günümüzde yüzlerce kilometre hız yapabilen trenlere dönüşene kadar çok çalışıl­mış, üzerinde kafa patlatanlar akla karayı seçmiştir.

Zurnanın İcadı Zurna Ne Zaman Bulundu

Zurnanın İcadı Tarihi Zurna Ne Zaman Bulundu İcat Edildi?

Özellikle köy düğünlerinden aşinası olduğumuz ve davulun yanından hiç ayrılmayan zurna, yanın­da davulun temposu olmasa tek başına pek çekil­mez. Var olduğundan bu yana sadece düğün ve bayramlarda çalınmamış, eski Türklerin savaş mey­danlarında çalınan mehter müziğinde de diğer ens­trümanlarla beraber hep başrolleri paylaşmıştır.

Türkçe olan zurna kelimesinin, Farsça “sür” yani düğün ile “nüy” yani düdük kelimelerinin bir araya gelmesiyle oluştuğu iddia edilmektedir. Yani ortaya “sürnüy” gıbi-bir şey çıkıyor. Sürnüy… Sür- nay… Zürnay… Zurnay… Zurna… Evet, olabilir.

Zurna Avrupa’ya neredeyse bulunur bulunmaz geçmiş ve farklı adlarla öttürülmeye başlanmıştır. On sekizinci yüzyılda mehter takımı ortalığı kasıp kavururken Avrupalılar da mehter musikisine bü­yük ilgi göstermiş ve bestekârlarına bu müziğin baş sazlarından biri olan zurna işleyişli besteler yaptır­maya başlamışlardır.

Zurna bulunduğu andan itibaren o kadar rağbet görmüştür ki, adını duyan bir kere alıp çalmıştır. Sibirya’da yaşayan yakut Türkleri bile “surna” adıy­la bu enstrümanı öttürmüşlerdir.

Anadolu kültürünün dışında, Mısırdaki duvar kabartmalarında zurna benzeri bir çalgının res­minin olması zurnanın tarihteki derinliğini ortaya koymuş ve yapılan araştırmalarla daha birçok mil­letin zurna benzeri düdükler öttürdüğü saptanmış, bu kitap da burada yani zurnanın zırt dediği yerde bitivermiştir.

Zehir Ne Zaman Bulundu

Yenildiği ya da içildiği zaman insanı azcık öldü­ren zehri insanlar en eski çağlardan beri, gerek av­lanmak, gerek savaş meydanlarında düşmanı yen­mek, gerekse idam cezalarını infaz etmek için kul­lanıyorlardı.

Romalılar ve Yunanlılar zehri, hızlı ve yavaş etki eden, bitkisel, kimyasal ya da mineral zehirler ola­rak sınıflandırdılar. Lekeli baldıran, su baldıranı, kurtboğan, güzel avrat otu, şeytan elması gibi bitki­lerden ve mantarlardan elde edilmiş zehirler, ayrıca akrep, yılan ve kara kurbağası zehirleri Antik Çağ’da en çok kullanılan zehirlerdi.

İçene hapı yutturan arsenik, sekizinci yüzyılda ünlü Arap simyacı Cabir bin Hayan tara­fından işlenerek beyaz, kokusuz ve tat­sız bir arsenik tozu haline getirildi. Türk hekim Ebu Bekir Razi’nin kesin öldü­rücü etkisi olduğunu ve yan etkileri­ni de ortadan kaldırmanın mümkün olmadığmı söylediği arsenik, bilinen tüm zehirlerden daha zehirliydi.

Zehirlenen kişide gözlemlenen belirtiler, o dö­nemde yayılan kolera hastalığıyla aynı belirtileri ta­şıdığından, arsenikle icabına bakılan birçok kişi için “Ay koleradan gitti.” falan denildi.

Ve arseniğin teşhis edilememe özelliği 1840 yı­lına kadar sürdü. Arseniğin bu meçhul katil tavrı, bu zaman zarfında niyeti bozanlar için biçilmiş kaf­tan halini aldı. Kocalarından nefret eden kadınla­rın, miras düşecek diye ölmesi beklenen kişinin ak­rabalarının iştahını kabarttı.

Arseniğin bu sinsi etkisi hükümdarların da kor­kudan tutuşmasına neden oldu ve zehir yapımım sebep ne olursa olsun yasakladılar. Zehir yapan ka­dınlar boğularak ya da yakılarak, erkekler ise ya çar­mıha gerilerek ya da aslanların önüne yemek olarak atılarak öldürülüyor, böylece zehrin ne kadar kötü bir şey olduğu iyilikle (!) anlatılmış oluyordu.

Hükümdarlar her daim, zehirle öldürülmekten korkmuş ve yemeklerini yemeden önce bu iş için görevlendirilmiş bir kişiye tattırmışlardır.

Tarih boyunca yürütülen entrikaların, gizli sui­kastların başrolü hep zehirlere verilmiştir. Zehirleri en başarıyla kullanan tarihi karakter ise Papa Cesa- re Borgia’dır. Borgia, papalık döneminde kardinal­lerin öldükleri vakit ailelerine miras bırakmalarını yasaklamıştı. Doğal yollardan ya da yaşlılık sebebiy­le ölmeyen kardinalleri zehirle öldürerek mallarına kilise adına el koyuyor, kardinallerin sevaba girme­lerine (!) neden oluyordu.

Günümüzde cinayet sebebi olarak zehre fazla rastlanmamakta, fakat bu görevi kimyasal madde­lerle şişirilmiş gıdalar fazlasıyla yerine getirmektedir.

Yoğurt Ne Zaman Bulundu Yoğurdu Kim İcat Etti

Yoğurt ne zaman bulundu ilk yoğurdu kim icat etti?

Türk mutfağının vazgeçilmezi olan yoğurdun ilk kez kimin tarafından mayalandığına dair bilgi­ler çok öncelere gider. Yapılan araştırmalar sonucu elde edilmiş bilgilere ve rivayetlere göre; ilk olarak karınca yumurtasından mayalanmış, bir diğer riva­yete göre ise melekler tarafından Hz. İbrahim’e öğ­retilerek mayalanmıştır.

Yoğurdun ilk defa kim tarafından yapıldığına dair kesin bir bilgi var olmamakla beraber, Kaşgar- lı Mahmud’un “Divani Lügatit Türk” ve Yusuf Has Hacip’in “Kutadgu Bilig” adlı eserinde yoğurt söz­cüğüne rastlanmaktadır. Zamanımızda birçok mil­let “Biz bulduk, biz bulduk.” dese de, yoğurdun öz Türkçe bir kelime olmasından sebep Orta Asya Türkleri tarafından bulunduğu kabul edilmektedir.

Yoğurdun Avrupa’ya yayılışına ve kıymetinin anlaşılmasına gelince…

On altıncı yüzyılda Fransa krallarından Birinci Fransuva ateşli ishal hastalığına yakalanmıştı. Karın ağrısından kıvrım kıvrım kıvranıyordu. Hiçbir ilaç fayda etmiyordu. En sonunda bunu duyan Kanuni Sultan Süleyman, kendisine yoğurt gönderdi. Her gün bir kâse bu yoğurttan yiyen kral Fransuva’nın gözleri açıldı ve hastalığından kurtulup iyileşti. Çünkü yoğurdun bakterileri öldürücü özelliği vardı.

Bu olayla yoğurt daha geniş bir coğrafyada ta­nındı. Avrupa’daki ünü 1800’lü yıllarda alıp yürü­yen milli yiyeceğimiz yoğurt, Amerika’da yaklaşık yetmiş seksen yıl önce anca tanındı.

1900 ‘lü yılların başında ise ilaç olarak kabul edil­di ve bir süre eczanelerde pastörize olarak satıldı.

2016 PYBS Sonuçları Bursluluk Sınavı Puanları

Binlerce öğrencinin beklediği PYBS (Parasız Yatılılık ve Bursluluk Sınavı) sınav sonuçları bu sayfada açıklanıyor. 5. 6. 7. 9. 10. 11. sınıflar PYBS sınavı bilindiği üzere Parasız Yatılılık ve Bursluluk Sınavı (PYBS), 21 Mayıs 2016’da saat 10:00’da tüm Türkiye genelinde yapılmıştı.  Bu sınava giren öğrenciler ya burs kazanmak ya da parasız yatılı pansiyonlarda kalmak için ter döktüler. Peki süreç nasıl işleyecek Bursluluk sınavı sonuçları ne zaman açıklanacak?

pybsonuc

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Parasız Yatılılık ve Bursluluk (PYBS) başvuru ve uygulama e-kılavuzunu yayınladı. Kılavuzda aile, öğretmen, okul yöneticileri ve öğrenciler PYBS konusunda bilgilendiriliyor. Parasız Yatılılık ve Bursluluk Sınavı’na başvurular öğrenci velisince okul müdürlüklerine 21 Mart-8 Nisan arasında yapılmıştı.
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Parasız Yatılılık ve Bursluluk (PYBS) sınavına 5, 6, 7, 9 ,10 ve 11’inci sınıflar 21 Mayıs’ta girecek. PYBS sonuçları ise 15 Temmuz’da yani bugün açıklanacak.
MEB, yayınladığı e-kılavuzda öğrencilerin parasız yatılılığa veya bursluluğa başvuru ve yerleştirilmeleri ile ilgili usul ve esaslar hakkında bilgilendirme yapıyor. 8’inci sınıf öğrencileri ortak sınavlardan aldığı puanlara göre bursluluğa yerleştirme işlemleri yapılacağından ayrıca PYBS’ye katılmayacak. Başvuru şartları ile ilgili belgelerini bu tarihler arasında okul müdürlüklerine iletilmesi yeterli. Şartları taşıyan öğrencilerin başvurusu okul müdürlüğünce sistem üzerinden onaylanacak. Parasız yatılılık veya bursluluk hakkından yararlanmak için sınava giren öğrencilerden, meslek lisesi, teknik lise, genel lise, imam hatip lisesi program türlerinde öğrenim gören 11’inci sınıf öğrencileri, 01-14 Ağustos arasında okul müdürlüklerine başvurarak yatılılık ve bursluluk tercihlerini yapacak. Tercih yapmayan öğrenciler bu haklarından yararlanamayacak.
[ads]

Pybs Sonuç Sorgulama Sayfası Tıkla

Son dakika! PYBS Soruları ve Sonuçları Bu Sayfada

PYBS Sonuçları Sorgulama Ekranı İçin Tıklayınız

İşte gerek 2016 PYBS sonuçları olsun, gerekse bursluluk sınavı tercihleri olsun gerekli tüm bilgiler e okul PYBS sonuçları sayfasından yani buradan duyurulmaya devam edecek. Sizler de yorumlarınızı aşağıdan hemen yazarak sorularınızı yazabilir ya da diğer arkadaşlarınızla fikir alışverişinde bulunabilirsiniz.

2016 PYBS Soruları ve Cevapları İçin Tıkla

2016 PYBS Kaç Puanla Kazanılır Tıkla Öğren

2016 PYBS Bursluluk Sınavı Sonuçları Saat Kaçta Açıklanacak? Tıkla Öğren

2016 PYBS Sonuç ve Yerleştirme Takvimi Şöyle

pybs takvimi

Çıkmış PYBS Soruları İçin Tıkla

2016 PYBS Sınav Sonuçları ve Soruları Hakkında Soru ve Yorumlarınızı Aşağıdan Hemen yazabilirsiniz.

Görüntü sildiren polislere soruşturma


Yeni Sakarya Gazetesi muhabiri olan Güler Kovacıoğlu’nun, Çark Caddesi civarında meydana gelmiş olan bıçaklı kavga sırasında, çekmiş olduğu görüntülerin silinmesi yönünde isteklerde bulunan polisler ile ilgili inceleme başlatıldı.

Yeni Sakarya gazetesini ziyarette bulunan Vali Hüseyin Avni Coş, gazete Genel Yayın Müdürü ve Sakarya Gazeteciler Birliği (SGB) Başkanı Zeki Aydıntepe’ye bu konuda üzüntü duyduğunu belirten cümleler sarfetti. Gazetecinin bu konudaki özgürlüğünün engellenmesinin yanlış olduğunu ve buna sebep olan iki polis ile ilgili incelemelerin başlatılacağını söyleyen Vali Hüseyin Avni Coş’a, Sakarya İl Emniyet Müdürü Osman Babadağı da katılarak söz konusu polisler ile ilgili gereken işlemlerin yapılacağını belirtti.

Bu tepkilere karşılık olarak gösterilmiş olan bu hassasiyetin sevindirici olduğunu belirten SBB Başkanı Zeki Aydıntepe ise, inceleme başlatmaları kararından ötürü Vali ve Emniyet Müdürümüze medya dünyası adına teşekkür ettiğini belirtti.

Sakarya Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Sezai Matur ise, yaşanan bu olay karşısı daki üzüntüsünü belirterek olayını görüntüleyen Yeni Sakarya Gazetesi muhabiri Güler Kovacıoğlu tarafına yapan bu polis müdahalesini kınadı. Başkan Matur yaptığı konuşma sırasında Çark Caddesi’nde yaşanan yaralama olayını görüntülemiş olan Yeni Sakarya Muhabiri Güler Kovacıoğlu’nun kamuya açık bir alanda görevini yaptığını, herkesin görmüş olduğu bir görüntüyü kayıt altına aldığını ve bunun polisler tarafından engellendiğini söylerken, polislerin böyle bir hakka sahip olmadıklarını belirterek ilgili işlemlerin başlatılmasını istediğini söyledi.

Senedi İttifak Nedir Önemi Kısaca

Senedi ittifak nedir? Kabakçı Mustafa isyanı ile III. Selim tahtan indirilip yerine IV. Mustafa getirildi. Nizam-ı Cedit yanlısı Rusçuk Tuna ayanı Alemdar Mustafa Paşa İstanbul’a gelip isyanı bas­tırdı. Ancak III. Selim öldürülmüştü. Bunun üzerine II. Mahmut’u tahta çıkardı. Kendisi de sadrazam oldu. II. Mahmut iktidarının ilk yılları Sadrazam Alemdar’ın güçlü kişiliğinin etkinliğinde geçti.

SENEDİ İTTİFAK (1808)

Alemdar Mustafa Paşa tarafından hazırlanıp ayanlar ve padişaha onaylatılan sözleşmedir. Amaç, merkezle bağlantılarını koparmış olan ayanları (derebeyleri) devlet denetimi altına almak idi.

Bu sözleşmeye göre;

■ Ayanlar devlet otoritesini tanıyacak ve ya­pılacak ıslahatları destekleyeceklerdi.

  • Buna karşılık ayanlar halka adil davrana­caklar, bulundukları yerlerde devlet adına vergi ve asker toplayabileceklerdi.

Senedi İttifak Önemi Kısaca

  • Osmanlı Devleti Ayanları tanıyarak hukukileştirmiştir.
  • Padişahın yetkileri ilk defa sınırlan­dırılmış ve padişah ilk defa kendi oto­ritesi yanında bir güç kabul etmiştir. Bu bakımdan Sened-i İttifak İngilizlerin XIII. yüzyıl başlarında kabul ettiği ve İngiliz meşrutiyetinin temelini oluşturan Magna Charta ya (1215) benzemektedir.
  • Bazı tarihçilere göre de bu sözleşme ana­yasal monarşiye ilk adım olarak kabul edilmiştir.
  • öte yandan Sened-i İttifak ile verilen hak­lar halka değil, kendiliğinden ortaya çık­mış bir tür derebeyi durumundaki ayanla­ra verildiğinden devletin o sıradaki zaafını yani ayanlara bile söz geçiremeyecek hale geldiğini ortaya koymaktadır.
  • Alemdar’ın ölümüyle unutulan bu belge merkezi otoritenin güçlenmesiyle gün­demden düşmüştür.

İran doğalgaz cezası ödeyecek

İran ile Türkiye arasında yaşanan doğalgaz sorununa son noktayı Uluslararası Tahkim Mahkemesi koydu. Mahkeme davada Türkiye lehine karar verdi. Buna göre İran, Türkiye’ye doğalgaz cezası ödeyecek.

İran Petrol Bakanı Bijen Namdar Zengene’nin yaptığı açıklamada Uluslararası Tahkim Mahkemesi’nin söz konusu davada kararı Türkiye lehine verdiğini söyledi. Bu karara göre İran, Türkiye’ye sattığı doğalgazın fiyatını yüzde 13-15 arasında düşürecek. Bundan sonra satılacak gazda indirim yapılacak ve İran, Türkiye’ye geçmişe yönelik olarak sattığı doğalgaz için ise bu oranlar arasında bir ceza ödeyecek.

İran’da bulunan Tasnim Haber Ajansı’na göre İran Petrol Bakanı, söz konusu miktarın Türkiye tarafına ödeneceğini duyurdu. Ödenecek miktar konusunda herhangi bir açıklama yapmayan Zengene, mahkemenin verdiği kararın Türkiye’nin taleplerini tam anlamıyla karşılamadığını, Türkiye’nin mahkemeden beklediği indirimi alamadığını söyleyen Zengene, İran’ın Türkiye’ye geçmişe yönelik olarak ödeyeceği rakamı için ”Türkiye’ye ödenecek rakam çok değil” ifadesini kullandı ve ödenecek rakamı gizli tuttu.

2 Şubat Salı günü yapılan açıklamada, taraflar arasında doğalgaz fiyatında anlaşma sağlanamayınca 2012’de Ankara tarafından açılan davanın sonuçlandığı belirtildi. Konuyla ilgili olarak değerlendirmelerde bulunan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, mahkemede kazanılan indirimin geçmişe dönük olarak ödeneceğini belirterek doğalgaz fiyatlarında yüzde 13 ila 15 arasında bir indirim sağlanacağını söyledi.

Bakan Berat Albayrak, sürecin tarafların bir mutabakata varması ile ilgili bir süreç olduğuna değinerek, mahkemenin verdiği karar sonucunda sağlanan indirimi, mümkün olan en kısa zamanda vatandaşın kullandığı doğalgazın fiyatlarına da yansıtacaklarının müjdesini verdi. Albayrak, söz konusu mahkemenin verdiği kararın eski bir tarihe dönük olduğunu, davada alınan karar sonrasında ise İran’ın 1 Temmuz 2011 tarihinden itibaren sattığı bütün doğalgazda geçerli olacak şekilde bir indirim yapacağını kamuoyuna duyurdu.

 

 

Barajların Durumu Çok İyi

İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) Su Arıtma Daire Başkanı olan Fatih Yıldız, Ömerli Barajı’nın şu anki doluluk oranının yüzde 90 seviyesinde olduğunu belirtirken yaz için yüzde 100 doluluk oranının gerçekleşeceğini planladıklarını söyledi. Uzun vadede ise bu durumda İstanbul’un susuz kalmayacağını söyleniliyor.

İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) Su Arıtma Daire Başkanı olan Fatih Yıldız, AA muhabiri ile yaptığı konuşma sırasında, İstanbul ilinin en büyük barajının Ömerli Barajı olduğunu söyleyerek bu barajın kapasitesinin 250 milyon metreküp olduğunu belirtti.

İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) Su Arıtma Daire Başkanı olan Fatih Yıldız, Ömerli Arıtma Tesisi’nin arıtma kapasitesinin ise 1,5 milyon metreküpten fazla olduğunu belirtti. İstanbul ilinde günlük ortalama 2 milyon 700 bin metreküp su kullanıldığı göz önünde bulundurularak, Ömerli Barajı’nın doluluk oranının İstanbul’un su ihtiyacını karşılamak için önemli bir doluluk oranına sahip olduğu belirtiliyor.

İstanbul’un önemli bir kısmına yani Asya yakasına ve Avrupa yakasına su sağlamakta olan tesisler bu barajdan sağlanmaktadır. Bu doluluk oranının yaz aylarına kadar yüzde 100 gibi bir doluluğa ulaşılması beklendiğine ilişkin tahminler bulunmaktadır. Bu durumda daha önceki yıllarda yaşanmış olan su sıkıntısının bu sene yaşanmayacağı yönündeki tahminler vatandaşlara rahat bir nefes aldırmaya sebep oluyor.

İstanbul ilinde ikisi Asya, üçü Avrupa Yakası’nda olmak üzere 5 baraj planlandığını bildiren İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) Su Arıtma Daire Başkanı olan Fatih Yıldız, kapasiteyi 2 milyar metreküpün üzerine çıkaracaklarını belirtti.